12 Nisan 2026 Pazar

Eceabat'ta Otantik Lezzetlerin Peşinde: Yerel Kahvaltı Mekanları Rehberi

Eceabat'ın yerel kahvaltı mekanlarında, geleneksel Türk kahvaltısının en otantik haliyle tanışabilirsiniz. Çanakkale Boğazı'nın serin esintisinde, zeytinli peynirlerle, taze domates ve salatalıklarla donatılmış sofralar sizi bekliyor. Bu küçük ilçe, sadece tarihiyle değil, aynı zamanda lezzet duraklarıyla da dikkat çekiyor.

Eceabat, Çanakkale'ye feribotla sadece 15 dakika uzaklıkta olmasına rağmen, adeta zamanın durduğu bir yer. Sabahın erken saatlerinde başlayan yerel kahvaltı kültürü, misafirlerine hem görsel hem de damak zevki açısından doyurucu bir deneyim sunuyor. Yöresel ürünlerin hakim olduğu bu mekanlar, aynı zamanda Eceabat'ın kültürel dokusunu da yansıtıyor. İşte size, bu şirin ilçede kahvaltı yapmanın inceliklerini keşfedeceğiniz bir rehber...

Eceabat'ın Gizli Lezzet Durağı: Kahvaltı Sofraları

Eceabat'ta kahvaltı yapmak için en ideal saatler, sabahın 7:00-8:30 arasıdır. Zira yerel esnafın taze ürünleriyle hazırladığı sofralar, bu saatlerde en tazesini sunmaktadır. Özellikle Kordonboyu bölgesinde yer alan küçük kahvaltı evleri, Boğaz manzarası eşliğinde keyifli bir başlangıç yapmanıza olanak tanır.

Bu mekanlardan biri olan Çardak Kahvaltı Evi, yerel reçelleri ve ev yapımı peynirleriyle ünlüdür. Misafirlerine sunduğu Eceabat usulü omlet, taze sebzeler ve bölgeye özgü zeytinyağıyla hazırlanıyor. Yaklaşık 45 TL civarında bir fiyatla sunulan bu kahvaltı, hem doyurucu hem de lezzetli bir alternatif sunuyor.

Bunun yanı sıra, Boğaz Kahvesi de Eceabat'ın en eski kahvaltı duraklarından biri. Burada, simit ekmeği ve peynirli zeytinyağlı sabah gibi yöresel lezzetleri deneyebilirsiniz. Kahvaltı fiyatları ortalama 35-50 TL arasında değişiyor. Mekanın kendine özgü detayı, Boğaz'a bakan terasında kahvaltı yapma imkanı sunması.

Yerel Ürünlerin Öne Çıktığı Mekanlar ve Pratik İpuçları

Eceabat'ın yerel kahvaltı kültüründe, zeytin ve peynir olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Yerel üreticilerden temin edilen zeytinler, zeytinyağıyla buluşunca damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor. Aynı şekilde, bölgede üretilen tulum peyniri ve keçi peyniri, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezleri arasında bulunuyor.

İşte size Eceabat'ta kahvaltı yaparken dikkat etmeniz gereken bazı ipuçları:

  • Mevsimsel tercihler: Yaz aylarında taze domates, salatalık ve biberler tercih edilirken, kış aylarında kuru kayısı, incir ve ceviz gibi kuru meyveler sofralarda yer alıyor.
  • Fiyat karşılaştırması: Mekanlar arasında fiyat farklılıkları olabilir. Genellikle, Boğaz manzaralı yerler daha pahalı olmakla birlikte, lezzet ve hizmet kalitesi de buna paralel artıyor.
  • Özel talepler: Eğer vegan veya glutensiz bir kahvaltı arıyorsanız, yerel üreticilerden temin edilen cevizli tahin ve glütensiz ekmek gibi seçenekleri deneyebilirsiniz. Ancak bu talepleri önceden bildirmenizde fayda var.

Bunların yanı sıra, Eceabat'ta kahvaltı yapmanın en güzel yanlarından biri de dost canlısı esnafın sıcaklığıdır. Yerel halkın önerilerini almak, hem mekanlar hem de lezzetler hakkında daha fazla fikir edinmenizi sağlayacaktır.

Mekan Adı Öne Çıkan Lezzetler Fiyat Aralığı (TL) Konum
Çardak Kahvaltı Evi Eceabat usulü omlet, tulum peyniri, zeytinyağlı reçel 40-50 Kordonboyu, sahil şeridi
Boğaz Kahvesi Simit ekmeği, keçi peyniri, taze domates 35-45 Merkez, Boğaz manzaralı
Deniz Kahvaltısı Balık ekmekli kahvaltı, taze balık, zeytinyağlı peynir 50-60 Limana yakın
Yörük Kahvaltı Evi Yöresel keçi peyniri, kuru incir, cevizli tahin 30-40 Kasaba girişinde

Eceabat'ta Kahvaltı Deneyiminizi Zenginleştirecek Öneriler

Eceabat'ta kahvaltı yaparken, sadece lezzetler değil, aynı zamanda mekanın atmosferi de büyük önem taşıyor. Sabahın erken saatlerinde Boğaz'ı izlerken bir çayınızı yudumlamak, size bu küçük ilçenin ruhunu hissettirecek.

Özellikle yaz aylarında, Deniz Kahvaltısı gibi mekanlar, taze balık ve Ege lezzetlerini sunarak benzersiz bir deneyim yaşatıyor. Bu mekan, Boğaz'a bakan terasında, güneşin doğuşunu izlerken kahvaltı yapma fırsatı sunuyor. Fiyatı yaklaşık 50-60 TL arasında değişen bu deneyim, hem lezzet hem de manzara açısından oldukça tatmin edici.

Bunun yanı sıra, Eceabat'ın yerel pazarından alışveriş yaparak, kahvaltınızı evde de hazırlayabilirsiniz. Pazar, taze baharatlar, zeytin ve peynirler gibi ürünlerle dolu. Yerel üreticilerden satın alacağınız bu ürünler, kahvaltınıza otantik bir dokunuş katacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

S: Eceabat'ta kahvaltı yapmak için en iyi mevsim hangisidir?

Eceabat'ta en ideal kahvaltı mevsimi, ilkbahar ve sonbahardır. Bu mevsimlerde taze sebzeler ve yerel ürünler en tazesini sunmaktadır. Yaz aylarında ise taze balık ve meyvelerle zengin bir menüye sahip olabilirsiniz, ancak kalabalık olma ihtimaline karşı erken saatlerde gitmenizde fayda var.

S: Eceabat'ta kahvaltı yaparken fiyatlar ne kadar değişiyor?

Kahvaltı fiyatları, mekanın konumuna ve sunduğu lezzetlere göre değişiklik gösteriyor. Merkezde yer alan ve Boğaz manzaralı mekanlar genellikle 40-60 TL arasında fiyatlandırılırken, yerel küçük kahvaltı evleri 30-40 TL civarında sunum yapıyor. Özel talepler (vegan, glutensiz gibi) durumunda fiyatlar biraz daha yükselebiliyor.

S: Eceabat'ta kahvaltı mekanlarına nasıl ulaşabilirim?

Eceabat'a ulaşmanın en pratik yolu, Çanakkale'den kalkan feribotlardır. Feribotla yaklaşık 15 dakika süren yolculuktan sonra, ilçenin merkezine yürüyerek ya da taksiyle ulaşabilirsiniz. Kahvaltı mekanlarının çoğu, merkeze yakın konumda bulunduğu için ulaşım oldukça kolay. Ayrıca, yerel esnaftan da mekanların yerleri hakkında bilgi alabilirsiniz.

6 Nisan 2026 Pazartesi

Gelibolu Yarımadası 2026 Yaz Gezi Rehberi: Tarih, Doğa ve Unutulmaz Rotalar

```html

Gelibolu Yarımadası 2026 Yaz Gezi Rehberi: Tarih, Doğa ve Unutulmaz Rotalar

Gelibolu Yarımadası, Türkiye’nin en önemli tarih ve doğa duraklarından biri. Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bu topraklar, sadece Çanakkale Savaşı’nın izlerini değil, aynı zamanda eşsiz sahilleri, yeşillikleri ve huzurlu atmosferi ile de dikkat çekiyor. 2026 yazında bu büyülü coğrafyayı keşfetmek için hazır mısınız? İşte size Gelibolu Yarımadası’nı adım adım gezmenizi sağlayacak pratik bir rehber ve ziyaret rotası!

Gelibolu’ya Nasıl Gidilir? Ulaşım Önerileri

Gelibolu’ya ulaşım oldukça kolay. E-5 karayolu üzerinden ya da Çanakkale-İstanbul feribot hattını kullanarak ulaşabilirsiniz. Feribotla ulaşım tercih edildiğinde, Çanakkale Boğazı’ndan geçiş keyifli bir deneyim sunarken, araçla gelmek isteyenler için de park alanları mevcut.

Yaz sezonunda trafik yoğunluğu yaşanabileceğinden, erken saatlerde yola çıkmak ya da alternatif yolları tercih etmek faydalı olacaktır. Ayrıca, Çanakkale il merkezinden kalkan yerel otobüsler de sık sık sefer düzenliyor.

En İyi Ziyaret Zamanı ve Hava Durumu

Gelibolu Yarımadası’nı ziyaret etmek için en ideal zaman Mayıs ortası ile Eylül başı arasıdır. Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları ise en yoğun dönem olup, sıcaklık 30°C’nin üzerine çıkabilir. Sabah erken saatlerde ya da akşamüstü geziler planlamak, hem konforlu hem de fotoğraf çekmek için avantaj sağlar.

2026 yazında da benzer hava koşullarının geçerli olması bekleniyor. Güneş koruyucu, şapka ve bol su yanınıza almanızda fayda var. Ayrıca, rüzgarlı günler için hafif bir ceket bulundurmanız da tavsiye edilir.

Gelibolu Yarımadası Ziyaret Rotası: 2 Günlük Program

1. Gün: Tarih Dolu Durağanlar

Sabah erken saatlerde Çanakkale’den yola çıkarak ilk durağımız olan Alçıtepe Köyü’ne ulaşın. Burası, 1915 Çanakkale Savaşı’nın en yoğun çatışmalarının yaşandığı noktalardan biri. Alçıtepe Anıtı ve şehitlikleri gezerek tarihle ilk yakınlaşmanızı sağlayabilirsiniz.

Sonrasında Conkbayırı’na doğru ilerleyin. Mustafa Kemal’in komuta ettiği ve savaşın kaderini değiştiren bu tepe, panoramik manzarasıyla nefes kesici. Conkbayırı Şehitliği ve Atatürk’ün büstü burada yer alıyor.

Öğle yemeği molası için Eceabat’a geçin. Burada yerel restoranlarda mezeler ve deniz ürünleri tadabilirsiniz. Ardından Kabatepe Müzesi ve Seddülbahir Köyü ziyaretine geçin. Kabatepe Anzak Koyu da fotoğrafçılar için harika kareler sunar.

Akşam ise Eceabat’ta konaklama yapabilirsiniz. Konaklama için butik pansiyonlar, oteller ve çadır alanları mevcut. Denize sıfır konumlu tesisleri tercih ederek, günün yorgunluğunu atabilirsiniz.

2. Gün: Doğa ve Sakinlik

İkinci gününüzü doğa ve sakinlik içinde geçirmek isterseniz, Gelibolu Milli Parkı’nın farklı noktalarını keşfedin. Bolayır’daki mezarlıklar ve cami, Suvla Koyu ve Kanlısırt gibi yerler hem tarih hem de doğa açısından zengin.

Gelibolu Feneri ve çevresi de görülmeye değer. Buradan boğazın muhteşem manzarası izlenebilir. Ardından Yenişehir Plajı’na giderek, serin sularında dinlenebilirsiniz.

Öğleden sonra Soğanlıdere Ormanı’na uğrayarak, yürüyüş parkurlarında keyifli vakit geçirebilirsiniz. Doğal yaşamın içinde huzurlu bir mola vermek için ideal bir durak.

Dönüş yolunda ise Çanakkale’deki Truva Antik Kenti ziyaretini de programa dahil edebilirsiniz. Tarihi kalıntılar ve mitolojik hikayeler ile gününüzü tamamlayın.

Konaklama Seçenekleri: Nerede Kalınır?

Gelibolu Yarımadası’nda konaklama için birkaç seçenek mevcut:

  • Eceabat: En popüler konaklama bölgesi olan Eceabat’ta otel, pansiyon ve apartlar bulunuyor. Sahile sıfır konumlu tesisler tercih edilebilir.
  • Gelibolu İlçesi: Daha sakin bir atmosfer arayanlar için Gelibolu ilçesi ve çevresindeki butik oteller ideal.
  • Çadır ve Kamp: Doğayla iç içe olmak isteyenler için Kabatepe ve Soğanlıdere’de kamp alanları mevcut. Önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.
  • Çanakkale Merkez: Eğer sadece günübirlik gezi planlıyorsanız, Çanakkale’de konaklayabilir ve sabah erken yola çıkabilirsiniz.

Yeme-İçme: Nerede Ne Yenir?

Gelibolu’nun lezzet durakları da oldukça zengin. Eceabat’ta deniz ürünleri restoranları ön plana çıkıyor. Levrek, çupra ve midye dolma en çok tercih edilenler arasında.

Kabatepe’de bulunan balıkçı restoranlarında taze balıklar ve Gelibolu’ya özgü yemekler tadabilirsiniz. Zeytinyağlı yaprak sarması, mercimek köftesi ve höşmerim tatlısı da mutlaka denenmesi gereken lezzetler.

Özellikle akşam yemeği için Eceabat’ın sahilindeki restoranlar tercih edilebilir. Gün batımını izlerken keyifli bir yemek deneyimi yaşayabilirsiniz.

Pratik Bilgiler ve İpuçları

Gezi planınızı yaparken aşağıdaki ipuçlarına dikkat etmekte fayda var:

  • Yolculuk süresi: Çanakkale’den Eceabat’a feribotla yaklaşık 25-30 dakika sürüyor. Yazın yoğunluk nedeniyle önceden bilet almak önemlidir.
  • Giriş ücretleri: Gelibolu Milli Parkı’na giriş ücretsiz ancak müzeler için ücretli giriş uygulanıyor. Müze kart sahipleri indirimden faydalanabilir.
  • Güvenlik: Tarihi alanlarda çevreye saygılı olun ve çöp bırakmayın. Ayrıca araç park yerlerinde dikkatli olun.
  • Yanınıza almanız gerekenler: Su, güneş kremi, şapka, hafif giysiler, fotoğraf makinesi, harita ve GPS (telefonunuzdaki haritalar yeterli olacaktır).
  • Rehberlik hizmeti: Eğer derinlemesine bilgi edinmek istiyorsanız, yerel rehberlerden yardım alabilirsiniz. Anzak kültürü ve savaş tarihi hakkında detaylı bilgiler edinmek mümkün.

Gelibolu’da Geçirilen Sürede Unutulmaz Anılar

Gelibolu Yarımadası, sadece bir tarih gezisi değil, aynı zamanda doğanın ve insanın barış içinde bir arada yaşamasının da bir simgesi. Burada geçirdiğiniz zaman, size savaşın acısını anlatırken, doğanın iyileştirici gücünü de hissettirecek.

Gün batımında Kocaçimen Tepesi’nden izlenen manzara, Anzak Koyu’nun sessizliği ve Eceabat’ın huzurlu sahilleri size unutulmaz anılar bırakacak.

2026 yazında Gelibolu Yarımadası’na adım atmadan önce, bu rehberdeki bilgilerle planınızı yapabilir, tarihin ve doğanın kucaklaşmasına şahit olabilirsiniz. İyi tatiller!

```

28 Mart 2026 Cumartesi

Truva’nın Sabah Sessizliğinde: Ayak seslerimin yankısı

Daha uyanırken hissettiğim o hafif serinlik, midemi burkan siyah çay kokusuyla birleştiğinde karar verdim: bugün Truva Antik Kenti’ne gideceğim. Sabahın köründe, henüz güneşin ışıklarıyla sarılmamış taşların arasında yürümek, bana hep farklı bir masalın kapısını aralarmış gibi gelir. O masalda, Homeros’un dillere destan At nalı sesleri bugün benim ayak seslerim olacaktı.

Yola çıkmadan önce cebime attığım kuru üzüm ve cevizler, hem enerji hem de Anadolu’nun toprak tadını ağızlarımda hissettirmek için. Truva’ya giden yolda, zeytin ağaçlarının arasından süzülen sabah sisinin tülünü andıran görüntüsüyle karşılaştım. Yol kenarındaki kırmızı karanfiller, sanki geçen gece rüya görmüş de sabah uyanıp serpilmişlerdi. Arabanın camından dışarı bakarken, toprağın nefesini hissettim; o toprak ki binlerce yıl önce Aşil’in kılıcını, Paris’in yayını, Helena’nın gölgesini taşımıştı.

Antik kentin girişine vardığımda, bekçi kapısının ahşap kapısının arkasında biri bana gülümsedi. "Erken geldiniz," dedi. "Güneşin ilk ışıklarıyla burası bambaşka olur." Haklıydı. Zaten buraya da o ışıklar için gelmiştim. Biletimi alırken kâğıt hışırtısı, biletin üzerindeki Truva’nın kabartma haritasının dokusunu hissettim. Para verip alırken cebimde kalan madeni paraların sesi, bana Truva’nın geçmişinin sesi gibi geldi.

Kentin içine adım attığımda, ayak seslerimin toprağa bıraktığı izler dışında her şey sessizdi. Rüzgârın hafif uğultusu, taşların arasında kaybolan bir ninni gibiydi. Truva’nın surlarına doğru yürürken, duvarların üzerindeki bitki örtüsünün yeşiliyle karşılaştım. Yosunların kokusu, toprağın nemli nefesini taşıyordu. Yıllar önceki savaşların, aşkların, kayboluşların izlerini taşıyan bu taşların üzerinde dururken, kalbimin daha da hızlı attığını hissettim.

Birinci surun önünde durup etrafıma baktım. Truva Ovası göz alabildiğince uzanıyordu. Sis, ovayı yavaş yavaş aydınlatmaya başlamıştı. Uzakta, Hisarlık Tepesi sisin içinde kaybolmuş gibiydi. Sanki o tepede, binlerce yıl önceki o geceyi, Truva Atı’nın gölgesini, kaçışan askerleri hayal edebilirdim. Ağaçların dalları, rüzgârla birlikte hafifçe sallanıyor, sanki bana "Hoş geldin" diyordu.

Hisarlık Tepesi’nin yamacında, antik tiyatronun kalıntılarına doğru yürüdüm. Taş basamaklar, yüzyılların ağırlığı altında ezilmiş gibiydi. Basamaklara oturup etrafı seyrederken, çimenlerin arasında gezinen kırlangıçların kanat seslerini dinledim. Bir an durup gökyüzüne baktım. Sabahın ilk ışıkları, bulutların arasından süzülmeye başlamıştı. Işık, tepenin üzerinde dans ediyor, antik kentin taşlarını altın rengine boyuyordu.

Orada, o taş basamakta otururken, geçmişin ve şimdinin iç içe geçtiğini hissettim. Burada, binlerce yıl önce, insanlar aynı gökyüzüne bakmış, aynı rüzgârı dinlemiş, aynı toprağın üzerinde yürümüşlerdi. Tarihin bu kadar yakın hissedildiği başka bir yer var mıdır bilmiyorum. O an, zamanın da aslında bir illüzyondan ibaret olduğunu düşündüm.

Truva’nın ana kapısına doğru ilerlerken, yolun kenarındaki taş yığını dikkatimi çekti. Üzerinde eski bir Grek alfabesiyle yazılmış bir şeyler vardı. Dokunmak istedim, ama tarihi koruma adına geri durdum. Oralarda bir yerde, belki de bir savaşçı, bir âşık ya da bir kralın eli değmişti bu taşlara. Geçmişin parmak izleri bana dokunduğunda, ürpermemek elde değildi.

Kentin en yüksek noktasına çıktığımda, nefesim kesildi. Ova, sanki sonsuz bir yeşil deniz gibi uzanıyordu. Güneş artık tamamen doğmuş, ışıkları her yere yayılmıştı. Toprağın kokusu, yabani kekik ve adaçayı karışımı gibiydi. O anda, her şeyin ne kadar geçici olduğunu, ama aynı zamanda ne kadar kalıcı olduğunu düşündüm. Taşlar hep duracak, ama ben sadece bir an için onların arasında olacaktım.

Dönüş yolunda, eski ahşap bir evin önünde durdum. Kapısının önündeki sarmaşıklar ve pencereden sarkan yıldız çiçekleri, bana Truva’nın sessiz hikâyelerini fısıldıyordu. Evin duvarına dokunurken, toprağın nemini hissettim. Belki de bu evde yaşayan biri, sabahları kahvesini içerken bu antik kentin hikâyelerini dinliyordu. Dilimde hâlâ kuru üzüm ve cevizin tadı vardı. Kahve içmek için yanındaki köyün kahvecisine gitmem gerekiyordu, ama önce bir an daha durup gökyüzüne bakmak istedim.

Truva’nın sabah sessizliğinde geçirdiğim o birkaç saat, bana geçmişin ve şimdinin kesiştiği bir anda yaşamanın ne demek olduğunu gösterdi. Ayak seslerim, toprağın üzerinde yankılanırken, tarihin benimle konuştuğunu hissettim. O sabah, Truva’nın sessizliğinde, ben de bir parçası oldum o masalın.

Eve dönerken, cebimdeki kuru üzüm ve cevizler neredeyse bitmişti. Güneş artık tamamen doğmuştu, yol boyunca karşılaştığım kelebekler ve kuşlar bana veda eder gibiydiler. Truva’nın sabahı, bana geçmişle barışık olmanın huzurunu verdi. Belki de tarihi anlamanın en güzel yolu, onunla ayakta durmak, soluk almak ve dinlemek

Artık biliyorum ki, Truva’yı gezerken taşlar kadar ben de değişiyorum. Geçmiş, şimdi ve gelecek burada, bu toprakların üzerinde birbirine karışıyor. Ve ben, o sabahın sessizliğinde, o kesişmenin bir parçası oldum.

27 Mart 2026 Cuma

Çanakkale Savaş Alanları Rehberi: Gelibolu Yarımadası'nı Keşfedin

Çanakkale Savaş Alanları, Türkiye'nin en önemli tarihî mekânlarından birini oluşturmaktadır. Her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı ziyaretçi, Gelibolu Yarımadası Tarihî Milli Parkı'na gelerek bu topraklarda yaşanan destansı mücadeleye saygılarını sunmaktadır.

Gelibolu Yarımadası'nda Görülmesi Gereken Yerler

Yarımada boyunca onlarca anıt, şehitlik ve müze bulunmaktadır. Kilitbahir Kalesi, savaş alanlarına geçiş noktası olarak tarihi atmosferi hissetmenizi sağlar. Rumeli Mecidiye Tabyası, deniz savaşlarının yaşandığı stratejik konumuyla ziyaretçileri geçmişe götürür.

Conkbayırı Atatürk Anıtı, Çanakkale Savaşları'nın en kritik muharebelerinden birinin yaşandığı tepede yer almaktadır. Buradan yarımadanın nefes kesen panoramik manzarasını görebilirsiniz. Şehitler Abidesi ise savaşta hayatını kaybeden tüm askerlerin anısına dikilmiş, 42 metre yüksekliğindeki anıtsal yapısıyla en çok ziyaret edilen noktalardan biridir.

Tur Seçenekleri ve Ulaşım

Çanakkale'den Gelibolu'ya geçiş feribot ile yapılmaktadır. Günübirlik turlar genellikle sabah erken saatte başlar ve akşam saatlerinde sona erer. Profesyonel rehber eşliğinde yapılan turlar, tarihi mekânları derinlemesine anlamanızı sağlar.

Bölgeye İstanbul, İzmir, Bursa ve Ankara gibi büyük şehirlerden düzenlenen turlarla ulaşım mümkündür. Özellikle 18 Mart Çanakkale Zaferi ve 25 Nisan Anzak Günü dönemlerinde yoğunluk artmaktadır. Erken rezervasyon yapmak, hem uygun fiyat hem de yer garantisi açısından önemlidir.

Profesyonel Rehberlik Hizmeti

Çanakkale savaş alanlarını ziyaret ederken profesyonel bir rehberin eşliğinde olmak, deneyimi çok daha anlamlı kılmaktadır. Rehberler, her noktanın tarihî önemini ve savaş döneminde yaşanan olayları detaylı şekilde aktarmaktadır. Granikos Travel olarak yıllardır Çanakkale'de profesyonel tur hizmeti sunulmaktadır.

Turlarımız, feribot geçişi, öğle yemeği, profesyonel rehberlik ve ulaşım dahil olmak üzere kapsamlı paketler halinde sunulmaktadır. Gelibolu Yarımadası'ndaki tüm önemli noktaları kapsayan güzergâhlarımız, hem bireysel gezginler hem de gruplar için uygundur.

Ziyaret Öncesi Bilmeniz Gerekenler

Gelibolu Yarımadası Tarihî Milli Parkı, yılın her günü ziyarete açıktır. Ancak en ideal ziyaret zamanı ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Yaz aylarında hava sıcaklığı yükselebilir, bu nedenle güneş kremi, şapka ve bol su bulundurmak önerilir.

Milli park alanında piknik yapmak, çiçek toplamak ve hayvanlara zarar vermek yasaktır. Ziyaretçilerin şehitliklerde saygılı davranması beklenmektedir. Fotoğraf çekimi serbesttir ancak drone kullanımı için özel izin gerekmektedir.

Çanakkale'yi ziyaret etmeyi planlıyorsanız, tarihî savaş alanlarının yanı sıra Troya Antik Kenti, Assos ve Bozcaada gibi yakın çevredeki turistik noktaları da programınıza eklemenizi öneririz. Bu sayede hem tarih hem doğa dolu unutulmaz bir Çanakkale deneyimi yaşayabilirsiniz.